06 Aralık 2009

ELEKTRİKLİ BAL KAZANI



Kristalize olmuş teneke balları ısıtmak için aldığım elektrikli bal kazanını kullanmaya başladım.

İPEK PETEK ( TORBALI-İZMİR) firmasından aldığım çift gövdeli termostatlı ve resistanlı makine ortalama olarak 24 saat içerisinde kristalize olmuş vaziyetteki balı tamamen ilk sağıldığı günkü kıvamını getiriyor.

Kazana isterseniz balı dökme olarakta  koyabiliyorsunuz. Bu şekilde 1,5 teneke bal alıyor ve görüldüğü gibi boşaltma musluğu mevcut.

Kazan ortalama 10 litre su alıyor.

01 Aralık 2009

GÜZEL BİR BAYRAM GÜNÜ

                                      
Bayramın son günü haber verebildiğimiz tüm arıcı arkadaşlarımız bir araya gelip toplandık. Kurban Bayramı olması münasebetiyle menü et yerine balıktı.Balık pişirme işini Aziz MUMCU ve Niğmet ÇAVUŞOĞLU siz anlamazsınız biz hallederiz deyince bizde karışmadık.

Salatamız ve balığımız Gebze'deki Meşhur balıkçımız Hışır'ı tutarmı bilmem ama, salata fena gözükmüyordu.

Ali TÜRK namı değer ARI BAKANIMIZ en uzaktan gelen ama en önce gelenlerden olduğu için fazla açıkmış olmalı ki Zafer ANLAYIŞLI abimizin tüm ısrarlarına rağmen Doktorumuzu beklemeden o gelmeden biz balıkları götürelim yoksa aç kalırız diyede bizleri uyardı.


Doktorumuz Muhteşem TURUNÇ biraz geç geldi ama inşallah aç kalmamıştır!!!!!

Yemek faslından sonra benim arılığa çıktık.
  

Tuncay ERDEM yemeğe yetişemeyenlerden. Kendisi bayramda Kerpe'de olduğu için  son anda geldi ve tatlıyla idare etmek zorunda kaldı.

  Günün anısına çekilen fotoğraf.Çaylarımızı köy kahvesinde yudumladık ve en kısa zamanda buluşmak üzere vedalaştık. Tüm gelen arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.

26 Kasım 2009

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN.

Tüm müslüman aleminin mübarek KURBAN BAYRAMI kutlu olsun. Sağlık sıhhat ve başarılar dilerim. Rabbim hepimize tekrarını yaşamayı nasip eylesin.

05 Kasım 2009

GEBZE'DE BAKANA MİSAFİRDİK

Ali abiyle biz meşhur balıkçımız Hışır'a her hafta devamlı gidiyoruz. Ali abi ben İstanbul'a geleceğime siz Gebze'ye gelin burada daha rahat ederiz deyince bizim gitmemiz kaçınılmaz oldu.
Masadaki herkesin ortak tek noktası tabiki ARI. Çok güzel bir akşam geçirdik. Misafir perverliğinden dolayı ALİ TÜRK'e çok teşekkür ederiz. En kısa zamanda tekrar buluşmak üzere ayrıldık. Bakalım bundan sonraki buluşmamız ne zaman ve nerede olacak?

02 Kasım 2009

02 KASIM 2009 TARİHLİ YENİ ASIR GAZETESİNDEN ALINMIŞTIR.

HAYATIN İÇİNDEN
Arıcılar kentlerine dönemedi
Sahte bal" ürünleri yüzünden ballarını satamadıkları için Muğla'da kalan arıcılar, elektriksiz ve susuz çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor


OSMAN AKÇA (MUĞLA)

Muğla'ya çam balı üretimi için Türkiye'nin çeşitli illerinden gelen yaklaşık 4 bin arı üreticisi, sahte bal ile rekabet edemeyip ürünlerini satamadıkları için memleketlerine dönemiyor.
Elektriksiz ve susuz çadırlarda yaşam mücadelesi veren arı üreticileri, en büyük darbeyi "sahte bal" üretiminden aldıklarını belirterek, arı yetiştiricilerinin sorunlarını çözmek için kurulan birliklerin de bu konuda hiçbir çalışma yapmadıklarını öne sürdü.

OYUN OYNANIYOR
Ailesiyle birlikte Sivas'tan bir ay önce bin 300 kovan arasıyla gelen 50 yaşındaki Taki Aktürk, hayatının 25 yılını arıcılığa verdiğini belirterek, "Geçtiğimiz yıllarda her biri 27 kilo gelen bir teneke balın fiyatı 225 TL iken, bugün 80 ile 90 lira arasında fiyat veriyorlar. Yetkililer ülkede 800 bin teneke bal üretildiği yönünde açıklama yapıyor. Bunlar yalan. Bu rakam gerçekte 400-500 bin teneke arasındadır. Ballarımızı satamıyoruz. 9-10 firma arıcıların üzerinde oyun oynuyor. Bunlara da üst birlik ve birlikler yardımcı oluyor. Onlar da bizi peşkeş çekiyorlar. Onlardan da şikayetçiyiz" dedi.
Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Köy İşleri bakanlıklarından izinli sahte balların piyasada bal şurubu olarak satıldığını öne süren arıcı Aktürk şöyle devam etti: "Balın fiyatı ayrı, bal şuruplarınınki ayrı olmalı. Önüne 'saf bal', arkasında da 'bal şurupludur' diye yazıyorlar. Birlikler de bunlara göz yumuyor."

ŞARTLAR KÖTÜ
Eşi Taki Aktürk ile birlikte Muğla'ya gelen 46 yaşındaki Nimet Aktürk de yaşam koşullarından şikayet etti. Aktürk, "Suyumuz ve elektriğimiz yok. Çadırın içerisinde yılların, akreplerin üzerinde yaşamaya çalışıyoruz. Sahip çıkanımız yok" diye tepkisini dile getirdi.
11 yıldır arıcılık mesleğiyle uğraşan Adanalı Can ailesi de ürettikleri balları satamamaktan şikayet etti. Geçimleri sağlamak için zor şartlar altında çalışmak zorunda olduklarını anlatan Yunus (63) ve Gürbahar Can (55) çifti, geçimlerini sağlamak için 6 aydır dağlarda yaşadıklarını söylediler.
Gökova'da bal tesisi sahibi Fikret Çalca, turistlik tesislere bal veremediklerini söyledi. Çalca, "Bu yıl bal rekoltesi iyi, fakat ihracat ve iç pazardaki daralmadan dolayı mallar elimizde kaldı. Gıda koteksinin değişmesi lazım. Sahte bal ve arıcıların sorunlarıyla Arı Yetiştiricileri Birliklerinin uğraşması lazım" diye konuştu.

BİR MİLYON KOVAN
Türkiye'nin bal üretiminin yüzde 30'unu, çambalı üretiminin ise yüzde 80'ini karşılayan Muğla'da 5 bin 850 üreticinin geçimini arıcılıktan sağlıyor. Yaklaşık bir milyon kovanda yıllık ortalama 25 bin ton bal üretimi yapılıyor.

Sorunlarımıza çözüm bulunmalı
Adana'nın Kozan ilçesinden Muğla'nın Milas ilçesi Pinar Köyü'ne gelen 49 yaşındaki Güngör Can, 17 yıldır organik bal ürettiğini belirterek, zor günler geçirdiklerini kaydetti. Tepkisini bir teneke balı yere atarak gösteren Can, "Sahte ballara çözüm getirsinler. 110 teneke mahsulüm elimizde kaldı. Sahte ballara çözüm bulunsun. Yetkililerin, pazar bulmasını istiyoruz. Türkiye Arı Yetiştiricileri Birliği Genel Başkanı Mustafa Sarıoğlu döneminde 225 YTL olan balın tenekesi şimdi 100 TL'ye düştü" dedi.

Şahin: İddialar gerçek değil
Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkezi Birliği 2. Başkanı Ziya Şahin, birliklerin arıcılara sahip çıkmadığı iddialarını reddetti. Şahin, "Yerleşim yeri olarak büyük sıkıntı çekiliyor. Temelde arıcılarımızın ballarını satamamaktan kaynaklanan sıkıntı var" dedi. Bal maliyetlerinin 2009 yılında 6 lira 30 kuruş olmasına rağmen üreticiden alış fiyatları 4 lira olduğunu kaydeden Şahin, fiyatların geçen sene göre yüzde 60-70 oranında düşüş yaşandığını söyledi.


29 Ekim 2009

ŞERBETCİBABA

Arıcılıkla ilgisi olmayan veya arıcılığa yeni başlayacak bizlere imrenen kimselerin yaptığı hesaplara göre arcılık çok kazançlı bir meslek sanılmaktadır.
Oysaki ayçiçek balının 27 Kg'lık tenekesi geçen sene 150-170 TL arasında alıcı bulurken bu sene fiyat 105-120 TL arılığında geziniyor.
Çam balının tenekesi geçen sene 180-200 TL arasında alıcı bulurken bu sene 95-100 TL arasında alıcı bulamamaktadır.
Bütün maliyetler artarken büyük bal fabrikalarının fiyatları neredeyse yarı yarıya düşürmesi biz arıcıları ve özellikle bu işle geçinen gezginci arıcıları çok zor durumda bırakmaktadır. Bal alımı yapan firmalar fiyatların düşmesinin nedeni olarak yurt dışından gelen ucuz balları ve bal şurubu adı altında satılan sahte balları göstermektedirler.
Geçen sene çalıştığım iş yererinin yanındaki büfeye balı ben veriyordum. Daha sonra fiyatının kendilerine pahalı geldiğini öne sürerek benden bal almayı kestiler ve 720 gramını 4.75 tl den bal aldıklarını söylediler. Ben bunun imkansız olduğunu söylediğimde getirdikleri numuneye bakıp sattıklarının bal ile hiçbir alakası olmayan ve üzerinde bal şerbeti yazan bir şurup olduğunu anladım. Bizim arılarımıza bile veremeyeceğimiz bu şerbetin ne kadar sağlıklı olduğunu tartışmaya bile gerek görmüyorum.
Esnaf bunu bal diye satıyor tüketicilerde alıyorlar. Ama üzerinde bal olduğuna dair ibare sadece firma isminde geçiyor. Firmanın ismi bence ŞERBETÇİ BABA olsa daha iyi olurdu.

25 Ekim 2009

SEZON SONUNA DOĞRU

Yazılarıma bir süre ara versemde arıcılık işlerimiz tüm hızıyla devam etmekte. Trakyadan sonra arılarımı Beykoz Akbaba Köyü'ndeki yerimize indirmiştik. Benim için bu sezon bereketli geçti. Püren'e gitmediğimiz için bazı arkadaşlarımız sitem etsede bu sene Akbaba Köyü bal akımı bakımından çok iyiyidi. Milas ziyaretimizden dolayı 10 gün kadar arılığa uğrama fırsatı bulamamıştım. Bu gün yaptığım kontrollerde Koçeyemişlerden çok güzel bal geldiğini gözlemledim. Kışa girerken kovanları destekleme düşüncesindeydim ama şu anda kovanların sağılacak kadar balları var.

Bu resimler Milas seyehatimizden. Sevgili Ali TÜRK gerçi bir çoğunu yayıladı ama bende birkaçtanesine yer vermek istedim.
Kim ne söylerse söylesin bu sene kuvvetli arısı olan çam balında iki sağım rahatlıkla yapar. Bal dallardan akıyor ama kovanlarda arı yok. Trakyadan sonra arısını güzel yavruya yatırıp mevcudunu artıran ve ekim ayının başında Milas bölgesine gelenler doğru bir iş yapmış durumdalar. Tabi sorunda burada başlıyor. Tam bir ay boyunca devamlı baskın bal geliyor ve ana arının yavru atacak hiçbir yeri kalmıyor. İkinci sağıma yapanların acil olarak arılarını yayladan kaçırıp daha sıcak yerlerde yavruya yatırması gerekmekte.


Milas-Hayıtlı Yaylasına bu sene 600 kamyona yakın arı geldiği söylenmekte. Her yer arı kovanı ile dolu. Herkes emeğinin karşılığını inşallah alır.
Bizler arıcılığın yanında çalışmakta olduğumuz esas işerimizden dolayı ancak 1-2 günlük kaçamaklar yaparak buraları gidip hevesimizi gideriyoruz. Kendi arılarımızı götürmemiz şu an için imkansız. İlerleyen senelerde bizlerde inşallah buralara arılarımızı götürürüz.