14 Mart 2010

FERİZLİ NOTLARI

Arılarımı Ferizli'ye götüreli 15 gün oldu. İlk gittiğimizde havanın aşırı yağışlı olmasından dolayı tam yerleşememiş ve fazla kovanla ballıkları arsa sahibi Mustafa abinin evinin yanına koymuştum. Gider gitmez ilk işimiz traktörle onları taşıdık. Muharrem,Murat ve dedesi hemen yardımımıza koştular sağolsunlar.

Yerleştikten sonra kovanların genel kontrolunu yaptım. 1 tane kovan ana kaybetmiş ve yalancıya kaçmış. 1 kovanda yeni ana çıkarmış ama yumurtlamaya başlamamış. Tam bu kovanı kontrol ederken Ali Türk Abim aradı. Hasta olacak adamın ayağına doktar gidermiş. Ali abi hemen olaya telefonla müdahale etti ve bu kovana başka bir kovandan günlük olan bir çıta verdim. Kışa girerken Kasım ayında gerekli yüklemeleri yaptığım için kovanlarda açlık sorunu yok. İnvert şurupla beslemeye devam ediyorum. Şurubu hazırlayıp poşetliyoruz. Poşet olarak buzdolabı poşeti veya normal poşet kullanıyorum. Buzdolabı poşetiyle verirken poşeti delmeden veriyorum. Diğer poşetle verirken üstten çıta boşluğuna gelecek şekilde şırıngayla bir delik açıyorum.

Arıları taşırken kovanların altına koğduğum demirleri götürmenin faydasını görüyorum. Yağan yağmurlardan dolayı direk yere konulan kovanların durumu hiçte iyi değil.

Arılığımızın genel görünümü. En öndeki kovanlar Halil Çavuşoğlu' nun. Arka sıradakilerse Niğmet Çavuşoğlu'nun. Yola uzak olsakta barakanın olduğu yerde rüzgardan duramazken benim arılarımız olduğu yerde hiç rüzgar esmiyor.

Hali Amca çok eski ve usta arıcılardan. Kendisinin bilgi ve tecrübelerinden fayfalanıyoruz. Niğmet'i anlatmaya gerek yok.

Sen git koca tarlada barakayı kuracak yer yokmuş gibi su kaynağının içine kur. Çamurdan adım atamıyorsun. Çizme saplanıp kalıyor. Çekiyorsun çizme ayağından çıkıyor. Çizme çamura saplanmış kalıyor. Hemen olaya müdahale ettik ve barakayı daha yukarıya kuru bir yere taşıdık.

Barakanın yeni yeri. Önüne ayrıca mutfak yeri yaptık.

28 Şubat 2010

FERİZLİ' YE NAKİL OLDUK.


Geçen sene olduğu gibi bu sene de arılarımızı Ferizli'ye götürdük. Kovanlarımın yüklenmeden önceki ballı babalarla son görüntüsü.
Arkadaşlarım gene beni yalnız bırakmadılar. Gelen nakliye kamyonetini kalacağını hesap ederek kovanlarımın yanına kadar yanaştırdım. Kamyonetin üstündeki Aziz Mumcu'yu aradığımda kardeşi Sinan Mumcu'nun evde olduğunu ve bizim çekiçinin de kapıda olduğunu öğrendim.

Sinan Mumcu'yu telefonla ardığımda bende çok kaliteli Kestane balı var dedim. Kendisi abi nerede kaldın hemen gelip çekeyip dedi. Sağolsun hızır acil servis gibi. Gelmese yanmıştık.


Niğmet Çavuğoğlu Ferizli'ye bir hafta önce indirmişti arılarını.Bu sene gene beraberiz Ferizli'de. Gündüz hava mükemmelmiş. Fakat akşam üstü başlayan yağmur sonucunda arıları tarlaya ancak traktörle indirebildik. Traktör bile tarlada mahsur kaldı ve sürücüsü bırakıp gitmek zorunda kaldı. Gece kalıp işlerimizi halledecek ve öğle dönecektik. Yağmur o kadar şiddetliydi ki kalmanın bir anlamı olmayacağını düşündük ve gece geri döndük. Gezginci arıcıların kaderi bu sefaleti çekmek herhalde. Ayrıca sattığımız balı pahalı diyenlerin kulaklarını da çınlattık durduk.

14 Şubat 2010

TRAKYA'DAKİ DOSTLARIMIZI ZİYARET ETTİK.

13 Şubat 2010 tarihinde Vize, Pınarhisar ve Edirne'ne oturan arıcı dostlarımızı ziyaret ettik. Seyehate Muhteşem Turunç, Ali Tük, Zafer Anlayışlı, Asım Kadıoğlu ve Sadri Demircioğlu ile buluşma yerimiz Mecideyeköy'de kahvaltı yaparak başladık.
Pınarhisarda'da çaylarımızı içtikten sonra Edirne'ye doğru yola çıktık.
Vize'den Trakyalı Şenol'u aldıktan sonra Pınarhisar'dan Ali Osman ÇALIK ve Bülent Kınalı'yıda alarak Edirne'ye hareket ettik. Seyahatimiz sorunsuz devam ederken Edirne'de Muhteşem Turunç abimizin kayınbiraderi'nin vefat haberi üzerine moralimiz bozulsa da seyehatimize devam ettik. Tekrar Muhteşem Abimize başsağlığı diliyorum.
Bu askeri tören bakanımızı ve bizi karşılamak için değil vefat eden emekli askeri personel içinmiş. Allah rahmet eylesin.
Ali Şekerli abimizin arılığını ziyaret ettik.
Dip tahtası telli olan kovan altlığını inceledik.
Bu arada civarda arıcılık yapan ve geldiğimizi duyan arıcı dostlarımızda aramıza katıldılar..
Ali Şekerli abimizin arılığında toplu fotoğraf çekimi.
Muhteşem abi senin hakkını kimin yediği belli oluyor herhalde.
Edirne'ye gidipte ciğer yemeden dönülmezmiş.
Selimiye Camisi'ni ziyaret ettik.
Dönüş yolunda Trakyalı Şenol'un atölyesini gezdik. Kendi geliştirmiş olduğu bu çıtalar katlanarak hem ruşete hemde normal kovanlarda kullanılabiliyor.
Ruşeti bölerek ana yetiştirme kovanı olarakta kullanabiliyor.
Şurupluk olarak tasarlanmış kovan örtü tahtası.

24 Ocak 2010

BEYKOZ-AKBABA KAR MANZARALARI

Kar yağışı tüm yurtta etkili olduğu gibi Beykoz'dada etkili oluyor. Arılığım Beykoz'un en yüksek yerlerinden birinde olduğu için kar yağışını da bahane ederek arılığa gitme fırsatı bulduk.

Arılığın girişi. Yağışsız havalarda içeriye arabayla girebiliyoruz.

Yağışlı havalarda Sinan Mumcu her seferinde gelip bizi aracıyla çekip kurtarır. Bizi gelip kurtaracağına arabasını baştan ödünç aldık.
Aziz Mumcu'yla beraberiz.

Soldan sağa Faruk Kızıl, oğlum Sinan Gürel ve Tayfun Dinç.
Arılığıın genel görünüşü. Hava sıcaklığı -1 derece civarında.
Kar şehir merkezine göre daha fazla yağmış.
Uçuş delikleri tamamen karla kapanmış.
Üstleri tamamen brandyla kapalı olduğundan ve yerden yüksekte olduğundan şu an için sorun gözükmüyor.
Arılığımızın üstten görünüşü. Kovanlar barakanın alt tarafında.
Beykoz Akbaba'da Şişmanın Yeri Restaurant'ının sahibi eniştem Faruk Özçelik. Uğramadan geçemedik. Baktım kendisi kuşları besliyor..

10 Ocak 2010

YAVRULAMA BAŞLAMIŞ


Kestane Balı üretimi yaptığım arılıkta yağan yağmurlar sonrasında kışın bir türlü gelmemesi ve sıcaklığın mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi de eklenince polen gelişi bu sene hiç kesilmedi. Senenin ilk polenleri fındık ağaçlarından geliyor. Ballı babalarda açmış vaziyette. Polenle gelen arılar uçuş tahtasında soluklanarak kovana giriş yapıyorlar.
Sıcaklıkların uzun süredir 15 derece civarında seyretmesi ve polen gelmesinden dolayı yavru kontrolü yapmayı ve bal stoklarını gözlemlemek istedim. Bütün kovanları açma imkanı olmadığından toplam 4 adet kovanı kontrol ettim. Açtığım ilk kovan da tahmin ettiğim gibi yavru faaliyeti başlamış. Kovanların 2'sinde kapalı yavru gözlemlerken diğer 2'sinde kapalı yavru yoktu.Fakat yavru alanı tamamen açılmış durumda. Tahminim onlarda da günlük mevcuttur. Bal stokları da iyi durumda. Propolisle kaplanmış uçuş deliği. Acaba kış bundan sonramı yüzünü gösterecek? Bundan sonra havalar aşırı soğumazsa sorun yaşayacağımızı sanmıyorum, fakat havalar kışlarsa inşallah sorunlarla karşılaşmayız.Ben işimi bitirdikten sonra Tuncay ERDEM aradı ve geleceğini söyledi. Tuncay'ın kovanlarını da kontrol ettik durum aynı. Yavrulama faaliyeti başlamış durumda. Tuncay'ın kovanlarında bir tane Muğla cinsi arı var. Diğerlerinin tamamı karniyol. Muğla'lıyı açtık ve sonuç. Bir parmakta 3 iğne. Arımısın mübarek yoksa köpek mi?

Tuncay ERDEM ve oğlu Mert ERDEM.